FENERBAHÇE – İki Kardeş Bir Tutku

Büyükler bahçelerde buluşur, sohbetler eşliğinde çaylar, kahveler, börekler, tatlılar havada uçuşur ve tavla turnuvaları yapılırken gençler ve küçükler kendi aralarında takım kurar, caddeye file gerilir, voleybol oynanır ya da iki taşla kale kurulur, futbol oynanırdı.
Zamanla bu takımlar sokaklar arasında turnuva yapar hale gelmişti. Küçükler liginde futbol takımının en iyi kalecisiydim. Turnuvanın finalinde, totem yaptığım bir kıyafet giymiştim. Üstümdeki tamamen beyaz kazağımın yakasında ve kollarında kırmızı, lacivert biyeleri vardı. Önünde yanlardan ellerimi sokabildiğim cep olarak dikilmiş bir parçanın da kenarları aynı renk biyeliydi. Bu cebin tam ortasında ise yine kırmızı ve lacivert iplikten bir futbol topu işlenmişti. Giydiğim pantolonun üstünde çocukluğumdan beri en sevdiğim desen olan ekose, kırmızı, lacivert çizgileriyle kareler oluşturuyordu. O gün kazak lekeler içinde kalmış, pantolonum dizinden yırtılmıştı. Totem tutmuş ve şampiyon olmuştuk. Ama “Kirlenmek güzeldir” sloganı henüz yoktu. O nedenle annemin tepkisini hiç anlatmayacağım…

Gerçek Mucizlerin Masalı Godael – syf 270
FENERBAHÇE

Yazları ve sömestr aralarında ev sahibimizin üniversitede okuyan oğlu geldiğinde Yılmaz’la arka bahçede basketbol oynarlardı. Mimarlık fakültesinde okuyan genç delikanlı, Yılmaz’ı etkileyen karakterlerden biri olmuştu. Gürler Sokak, Ragıp Tüzün Caddesi’nden başlayan ve aşağıya doğru sokağı dikey kesen ikinci yol sayesinde ikiye ayrılırdı. Güzel havalarda, ortada oluşan dört yol ağzındaki köşe evin bahçe duvarlarının üstünde, kızlı erkekli gençler oturur, köşedeki Bakkal Mehmet abiden aldıkları gazozları içerken eğlenceli sohbetler yaparlardı. Kışları kar yağdığında ise sokağı kesen yolun yokuşunun en başından alt caddeye kadar kayarak eğlenirdik… Karlar diz boyunu aştığında ise yolun ortasına hep birlikte insandan daha uzun ve iri kardan adam yapardık. Sonra da takımlar kurup kartopu savaşına tutuşurduk. Sokağımızdan eksik olmayan son parçamız da sırtında siyah beyaz benekleri olan köpeğimizdi. Adı “Beşiktaş” idi. Herkesin üstüne titrediği, ortak beslediği ve tüm mahalleyi koruyan sadık
bekçimizdi o… İstisnasız herkesin Fenerbahçeli olduğu sokağın tüm çocuklarının aşkıydı Beşiktaş… Onunla koşmaktan ve oyunlar oynamaktan bitkin düşerdik çoğu zaman… Fenerbahçe bir tutkuydu hepimiz için, her maçını tüm mahalle sokakta seyrederdi ve galibiyet hepimizi bayram havasına sokardı. Yılmaz’ın ve benim Fenerbahçe aşkımız babamla başlamıştı ama burada büyüyüp bir “tutku”ya dönüşmüştü…

Gerçek Mucizlerin Masalı Godael – syf 270

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s